Kıvanç Tatlıtuğ Fan

Kıvanç Tatlıtuğ Severlerin Buluşma Noktası
 
AnasayfaSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Kivanc Tatlitug Röportaj...

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Nergiz-Kivanc

avatar

Mesaj Sayısı : 20
Kayıt tarihi : 09/08/08
Yaş : 24

MesajKonu: Kivanc Tatlitug Röportaj...   C.tesi Ağus. 09, 2008 5:41 pm

Ortadoğu’nun Brad Pitt’i


İnsanın bakmaya kıyamayacağı kadar güzel. Bazen küçük bir oğlan çocuğu, bazen tutkulu bir aşık.

Görüntüsünün verdiği imaj bu. Sarı kaşlarına, dudaklarının kıvrımına, mavi- yeşil büyük gözlerine, kaslı kollarına, baklavalı karnına takıldı mı gözleriniz bir daha alamıyorsunuz. Çok hoş bir adam. Çok çok hoş. Ve daha henüz 25’inde. Bende ne göz varsa, 5 yıl önce ilk röportaji yapmışım onunla, 20 imiş daha o zamanlar düşünün. Peki ben nereden tanıyorum bu sarı kaşlı cebine koyup götürmek isteyeceğin kadar güzel adamı? Ailesi Adana’da bizim evin karşısındaki pastanenin (Mavi Köşe) sahibiydi. Kısa pantolonlu halini bilirim yani! Ne analar varmış, ne çocuklar doğururmuş! Aslında basketbolcu olmak istiyor ama hayat bu, önce model sonra oyuncu oluyor. Şimdilerde ise Ortadoğu’nun Brad Pitt’i. Arap kadınları ona deli divane. Kıvanç Tatlıtuğ, onların seksi Muhammed’i. Gümüş dizisi Arap ülkelerinde Nur ismiyle gösteriliyor, Kıvanç’ın adı da Muhammed. Sarışın Muhammed aşağı, sarışın Muhammed yukarı...

Şöhretten biraz nasibini almış eli yüzü düzgünce olan her erkeğin "Benim götüremeyeceğim kadın yoktur!" edasıyla fink attığı ülkemizde, Kıvanç Tatlıtuğ ne kadar seksi, ne kadar çekici, ne kadar yakışıklı biri olduğunun biraz fazlaca vurgulanmasından bile rahatsız. "Benim ambalajım iyi, bunda da benim bir dahlim yok" diyebiliyor. Gerçekten mütevazı. Alçakgönüllülüğü oynamıyor. Olağan yakışıklı. Yakışıklılığıyla karşısındakini ezmiyor. Tepeden bakmıyor, kibirli değil, kıymeti bilinmeli... Lokum gibi biri yani. Tek kusuru şu: Ayağı fazla yere basıyor. Çok aklı başında. Biliyorum, diyeceksiniz ki "Bu ne zamandan beri kusur oldu?" Olsun, öyle işte. Halen Kültür Üniversitesi’nde İletişim Tasarım ve Sinema bölümünde oyunculuk okuyor...

Dubai’de ben de gözümle gördüm, kadınlar tarafından bir parçalanmadığınız kaldı! Nedir bu Arap kadınlarının size olan düşkünlüğü?

- Valla ne diyeyim, ben de sizden farklı bir durumda değilim. Medya abartıyor zannetmiştim, fakat oraya gidince resmen üzerime çullandılar. Meğer medya abartmıyormuş, gerçekten öyleymiş. Tamam sevindim, tamam gurur duydum ama esas duygum şok! Dondum kaldım. Elimi kolumu oynatamadım...

Onlar mı sizi davet etti?

- Evet öyle. Bir gün telefonum çaldı, karşımdaki ses, "Sizi Dubai’ye davet etmek istiyoruz. Burada inanamayacağınız kadar hayranınız var!" dedi. İngilizceyi Arap aksanla konuşan biri. Makaraya aldıklarını sandım, alaylı bir ses tonuyla, "Yaaaa öyle mi? Siz doğru kişiyi aradığınızdan emin misiniz?" dedim. "Tabii ki eminim Kıvanç Bey" dedi, "Buradaki isminizle Muhammed, sizinle evlenmek için can atan binlerce kadın var. Hadi bir an önce atlayın gelin." Meğer arayan NBC kanalıymış. Bizde üç sene önce gösterilen "Gümüş", Arap ülkelerinde "Nur" adıyla yayınlanıyormuş ve dizi, reyting rekorları kırıyormuş. Benim canlandırdığım karakterin adı Mehmet’ti, Arap ülkelerinde Muhammed yapmışlar. Kadınlar da o Muhammed’e aşık olmuş. Ben de kalktım gittim...

Ne hissettiniz o kadar kadını bir arada görünce...

- Sadece kadın değil, erkek hayranlarım da vardı! E insan kendini bir tuhaf hissediyor. Ben birkaç saatlik bir imza dağıtma olur diye düşündüm. O da ne! İnsanlar birbirini yiyor. Üstelik enteresan bir kalabalık, genci, yaşlısı, çocuğu, duyan gelmiş. Benim için önemli ama geride kalmış bir iş Gümüş, neresinden baksan üç yıl önceki proje, kapattığım bir defter, o yüzden ekstradan hoşuma gitti. Bir de sen kariyer planlamanı Türkiye’de yap, sana Ortadoğu’da bayılıp ayılsınlar, ilginç tabii. Gerçi onların bayıldığı Muhammed, ben değilim. Bence canlandırdığım karakterle duygusal bir bağ kurdular.

Türkiye’de bir oyuncu olarak popüler olmakla orada olmak arasında bir fark var mı?

- Ben burada da popülerim, kendi çapımda, işini iyi yapmaya çalışan biriyim. Burada gelirler, imza isterler, "A siz o musunuz!" derler, el sallar giderler. Ama orada durum farklıydı, bayağı izdiham söz konusuydu, tek parça kalabilmem için beni bir odaya kaçırdılar. Kalabalığın sakinleşmesini bekledim. Ama söylüyorum onlar Kıvınç Tatlıtuğ’u filan tanımıyorlar, varsa yoksa Muhammed, beğendikleri o, ben değilim. O karakter, hanımına bağlı, annesinin babasının sözünden çıkmayan, tabuları olan bir tip, onu kendilerine yakın buldular. Bir de tabii sarışın ama Müslüman ve adı Muhammed...

Haaaaa siz bu olayı kendi üzerinize alınmıyorsunuz yani...

- Evet öyle. Olan biteni bir başkasının başına gelmiş gibi izliyorum.

Oysa bütün adamların hayalidir bu kadar çok kadın tarafından arzulanmak, beğenilmek, sevilmek...

- Şu iki şeyi birbirinden ayırmak lazım. Ben özel hayatımla ekranlarda boy gösteren biri değilim. Ben bir oyuncuyum. Bir iş yapıyorum, bir kutudan insanların mahremine giriyorum, beni izleyenler beni tanıdıklarını zannediyorlar, öyle değil aslında. Arap kadınlarının da beni tanıdığı filan yok, kaç yaşındayım, nasıl bir aileden geliyorum, kaç kardeşim var, ne yaparım, ne ederim, ne yerim, ne içerim bilmiyorlar. Bilmelerine de gerek yok. Bana değil yarattığım karaktere bu ilgi. Bir de tabii kültür olarak bize yakın ama sarışın, renkli gözlü, ters köşe bir tipim onlara göre...

Mısır’da "Bu dizi tehlikelidir, aileler tarafından izlenmesin" diye fetva verilmiş...

- Ben işimi yapıyorum, bana bir karakter verilmiş, vücudum ve benliğim el verdiği ölçüde onu canlandırmaya çalışıyorum. Benim için olay budur. İnsanlar filmle hakikati karıştırıyorlar herhalde. Muhammed de sürreel bir karakter.

İlk ne zaman fark ettiniz farklı bir çekiciliğiniz olduğunu?

- Herkes kendini beğenir. Ama ben kendi kendine "Vay be ne şahaneyim. Gözlerim de şöyle kaşlarım da böyle!" diyenlerden değilim. Öyle bir yapım yok. Allah böyle bir bedene sokmuş beni.

Ambalaj iyi yani.

- Evet ama bunda benim bir dahlim yok. Bu bir hediye. Zaten ambalaj nedir ki? Ben elimden geldiğince yeteneklerimi konuşturmak istiyorum. Güzellik değil kabiliyettir değerli olan. Kalifiye olmak çok daha önemli. Ben bunun için uğraşıyorum. 25 yaşındayım, her geçen gün daha fazla şey öğreniyorum.

Bu sarışınlık Avrupa’da işe yarıyor mu?

- Nasıl yani?

Arap ülkelerindeki gibi Avrupa’da da aşırı ilgi görüyor musunuz?

- Yok canım. Orada herhangi biriyim. Kuzey ükelerinde daha da sıradanım. Türkiye’de ve Ortadoğu’da popülerim.

Erkek arkadaşlarınız dalga geçmiyor mu "Oğlum bir Ortadoğu kalmıştı fethetmediğin, orayı de fethettin, erkek güzeli ilan edildin" diye.

- Yooo olmadı öyle bir şey.

Ne kadar cool’sunuz, Ortadoğu’nun Brad Pitt’i olmak bu kadar hafifsenecek bir şey mi?

- Hayır ama ne söyleyebilirim ki? Kasılayım mı yani? Beklemediğim bir şeydi. Oldu. Artık Dubai’de sokakta yürüyebilme şansım bile yok. Keşke bu dizi yayınlanmadan önce daha uzun kalsaymışım Dubai’de. NBC’de gösterilen diziler sayesinde daha çok Arap turist gelir olmuş ülkemize. Ama havaya girecek halim yok.

’Ben buradayım!’ diye lamba yakmayan kadına SEKSİ derim

İlk aşk...

- 13- 14 yaşındaydım. Mersin’de yazlıktayız. Basketbol o zamanlar en önemli tutkum. Zaten basketbolcu olmayı hayal ediyordum. Neyse işte, yine arkadaşlarla basketbol oynamaya gittim. Aaa! Sahada erkeklerle basketbol oynayan bir kız var. Uzun bacaklı, kısa şortlu. Sakin, sade kendi halinde bir kız. Oldu. Aşık oldum.

Çok mu güzeldi?

- Yoo! Yani güzeldi ama o değildi mesele, güzel bir sürü kız vardı, o çok iyi basket oynuyordu. Birbirimizle basket oynarken flört ediyorduk. Aynı yaştaydık. Onun dışında gece bankta oturup yıldızları seyrediyorduk.

Ne kadar ileri gittiniz?

- Gitmedik. Sadece el ele tutuştuk. O bile çok çok büyük bir şeydi.

Kadın delince aklınıza ne geliyor?

- Annem. Kadın annemdir yani.

Azra Akın bozulmaz mı bu cevaba?

- Yok canım. İkisinin de yeri ayrı. Çok düşkünüm ben anneme. O da bana.

Seksi kadın deyince peki aklınıza ne geliyor?

- Makyajsız, doğal, kendi güzelliğinin farkında olan ama bağırmayan, "Ben güzelim" diye ortalarda dolaşmayan, bildiği şeyleri çok fazla göstermeyen, kılığıyla kıyafetiyle, davranışlarıyla "Ben buradayım" diye lamba yakmayan kadınlar...

Sizinle birlikte olmaya can atacak bir sürü kadın vardır. İsteseniz playboy olurdunuz. Ama siz öyle bir adam değilsiniz. 25 yaşındasınız ve 6 yıldır aynı kadınla birliktesiniz. Sizce bu durumda bir acayiplik yok mu?

- Yok valla ben heteroseksüel bir adamım.

Ben böyle bir imada bulunmadım...

-Yok yok alınmadım. Ben tekeşliliği tercih ediyorum. Hayatımda doldurmak istediğim şeyler yok. Gideyim gece çıkayım, daldan dala atlayayım. Böyle dertlerim yok. Herhangi bir şey kanıtlama derdinde de değildim.

Bazı erkekler sevgililerinin dekolte giymesinden, mini giymesinden rahatsız olurlar. Öyle bir adam mısınız peki?

- Hayır, kıskanç da değilim. Her şeyi dozunda kıskanırım. Bir miktar kıskanmak ve kıskanılmak güzeldir dozunda olması şartıyla, yoksa ilişkiye zarar verir.

Hep ayağı yere basan şeyler söylüyorsunuz...

- Evet çünkü makul, düzgün ve sıradan bir adamım.

Diyelim ki yanınızdaki birkaç erkekle bara giriyorsunuz. 15’ten 55’e kadar istediğiniz bütün kadınları neredeyse tavlayabileceğinizi biliyorsunuz. Bu nasıl bir iktidar?

- Doğru bu insana bir iktidar verir. Ama yani, ilk görüşte etkilenmek nedir ki? Bir sürü kadın var, ilk 3 dakikadan sonra kaçmak için ne yapacağını bilemezsin. Demek sökmüyor. Bu kadar çabuk etkilemek de, etkilenmek de. Ben daha içe bakan bir insanım. İçte bir şeyler arıyorum. Doluluk arıyorum. Komplekssizlik arıyorum. Daha sade, daha natürel ilişkiler. Ben şöhret oldum ama bu çevreden arkadaşım yok, hálá eski arkadaşlarımla görüşürüm ben.

Peki sizin camiada en sinir olduğunuz davranış?

- Benim felsefem şu: "Bir şeyle uğraşıyorsun oradan yürü, başka bir tarafa sıçrama." Çünkü bunu yaparsan, işinle değil başka şeylerle anılmaya başlıyorsun. Adam oyuncu ama rolünden çok özel hayatıyla gündeme geliyor, ben istemem mesela böyle bir şey. Sırf bu yüzden gece hayatında da insanların beni çok fazla görmesini istemiyorum. Hoşuma gitmiyor.

Siz nerede eğleniyorsunuz? İçki içmeyi dans etmeyi sevmiyor musunuz?

- Seviyorum tabii. Ama yani magazin basınının zulaya yattığı mekanlar belli. E oraya gidiyorsan, haber olmak istiyorsun. Ben istemiyorum. Daha mütevazı yerlere gidip, basınsız vakit geçirmeyi seviyorum. Beyoğlu’nda bir sürü böyle bar var.

Yazın Türkbükü de yapmıyorsunuz yani...

- Hayır daha çok dağda gezmeyi seviyorum.

Romantizm kareniz...

- Romeo değilim ama kendi çapımda romantiğim. Spontane tatile çıkmayı severim. Hesapsız, plansız. Basit şeyler aslında, birlikte film izlemek, kapıyı sevgilimin açması...

Azra ile birlikte mi yaşıyorsunuz?

- Yok. O Avrupa yakasında yaşıyor, ben Anadolu yakasında ama her gün birlikteyiz. Zamanı gelince birlikte de yaşayacağız.

Günde ne sıklıkta konuşuyorsunuz?

- Bir iki kez konuşuruz. Genellikle de işlerimiz üzerine...

Kazandığınız paraları ne yapıyorsunuz?

- Yatırım yapıyorum. Babam ilgileniyor ama birlikte karar veriyoruz.

Ortak iş?

- Düşünüyorum. Gıda üzerine bir şeyler olabilir. Kafe olabilir, pastane olabilir ama trendy bir şey. Sürekli aklımda. Bizim aile mesleğimiz biliyorsun. Hem annem ve babam için de bir uğraş olur. Babam 64, annem 55 yaşında.

Hiç antidepresan kullandınız mı?

- Hayır. Aşırı sinirlendiğimde ya playstation oynarım ya da basketbol. Benim antidepresanım spor.


ALINTIDIR HÜRRİYET....
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.sedefavci.forume.biz
kıvanç_kaan

avatar

Mesaj Sayısı : 10
Kayıt tarihi : 09/08/08

MesajKonu: Geri: Kivanc Tatlitug Röportaj...   C.tesi Ağus. 09, 2008 6:36 pm

çook saol.bu ropörtajını okumamıştım.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Kıvanc_Sevda

avatar

Mesaj Sayısı : 247
Kayıt tarihi : 06/08/08
Yaş : 24
Nerden : Kıvancın olduğu her yerden..=)

MesajKonu: Geri: Kivanc Tatlitug Röportaj...   Salı Ağus. 12, 2008 1:28 pm

Romantik kaçamak

Yoğun dizi, reklam çekimi ve defile aralarında yakaladıkları ilk fırsatta beraber olmaya özen gösteren Azra Akın'la Kıvanç Tatlıtuğ'un son tatilinden çok özel fotoğraflar InStyle dergisined yayımlandı.
İkili, en son yaptıkları üç günlük, hızlı ama bir o kadar da romantik tatil için Patmos, Santorini ve Mikanos'u tercih etti.
En son "Halil ile Menekşe"de Halil karakterinde izleyicilerin -özellikle kadınların- gözünü ve gönlünü açmıştı Kıvanç Tatlıtuğ. 2002'nin dünya üzerindeki en iyi mankeni seçilmişti ne de olsa. Ayrıca bir o kadar da samimi ve gerçek bulmuşlardı dizide canlandırdığı karakteri. Tatlıtuğ'un yeni sezonda dizisinin devam etmeyeceğini duyan hayranları çok üzülüyordu bu duruma. Müjde! Çok yakında onu başka bir dizide izleyebileceksiniz. "Şimdilik bunları konuşmak için biraz erken" diyor temkinli bir ses tonuyla Tatlıtuğ ve gönlünde yatan esas aslanı belli ediyor: "Üzerinde durduğum bir sinema filmi projesi aslında" diyor.

Azra Akın ile henüz döndükleri Yunan adaları seyahati de çifte özellikle iş tekliflerinin yağdığı böyle bir dönemde, karar verme aşamasında belli ki ilaç gibi gelmiş. İkisinin de gözlerinin içi parlıyor, yüzleri gülüyor. Üç güne, üç ada! Patmos, Santorini ve Mikanos...
Tam "Peki bu romantik ada üçlemesi ile ilgili izlenimleri ne oldu acaba" diye düşünürken "Biz çift olarak biraz macera ve plansız yaşamayı seviyoruz tatil konularında" diye aklımızı okumuşcasına söze başlıyor Azra Akın hemen.
"Bazılarına romantik gelen bir seyahat rotası başkalarına çok eğlenceli veya parti havasında geçen bir seyahat ifade edebilir. Galiba ruhumuza şu dönem uyan en doğru üç adada karar kılmışız farkında olmadan" diye anlatmaya başlıyor Kıvanç Tatlıtuğ. Sakinlik, romantizm ve eğlence... İşte bu duygusu da yaşatmayı başarmış onlara bu üç ada.
Tatlıtuğ, "Patmos, sakin ve güzel sohbet edip rakımızı içeceğimiz bir ada oldu. Hatta dinginliğini çok sevdik. Azra orada resmini çizeceği detaylara daha güzel konsantre olabildi çünkü" diyor Akın'ın çizimleri bunu gayet de güzel kanıtlıyor. Ortaya çıkan eserler sadece Patmos'tan çünkü.
"Santorini ve Mikanos'ta koşturmacamız daha fazlaydı" diyor Azar Akın. "Patmos'ta sevdiğim kapı, sokak ve şemsiye gibi detayları Kıvanç çekti. Daha sonra ben karakalem çizip suluboya yaptım üzerine" diyerek çizimlerini gösteriyor.
Patmos'ta meydanın hemen arkasında Pantelis Restoran'da kararsız kaldığında Kıvanç'ın garson rolü yaparak onu nasıl da güldürdüğünü -ve bir yandan kur yaptığını- ve siparişi bu yolla daha hızlı vermeyi başardığını anlatıyor Akın. "Onun kararını bekleseydim aç kalacaktık yoksa" diyor Tatlıtuğ gülerek.
Bu çift kesinlikle çok eğlenceli. Akın, ilk deniz kestanesi yeme deneyimini de burada yaşadığını anlatıyor. En güzel sürprizlerden biri de bu adaya adım atmalarıyla bir Yunan düğününün içinde bulmak olmuş kendilerini. "İkimiz de ilk defa bir Yunan adasındaydık ve sanki davetli gibi onların coşkusuna ettik birden bire" diyor Akın. Patmos'un, ikisinin de aklında güzel karelerden biri olarak yer ettiği belli. Peki onlar bu coşkuyu yaşatmaya niyetli değil mi? Daha yapacakları şeyler olduğunu söylüyorlar ama neyse ki bu konuya öyle soğuk bakmadıklarının sinyallerini veriyorlar bir yandan.
"Azra çok hiperaktif, yerinde duramaz. Bense daha sakin tarafım" diyor Tatlıtuğ gülerek. Acaba onun Akrep, Akın'ın Yay olması ne kadar etkilidir? Çift olarak harika tatil yaptıklarını ve kadar hiçbir konuda fikir ayrılığına düşmediklerini ve sıkılmadıklarını söylüyorlar. Bu birbirlerini iyi tanımanın yanı sıra, kendilerine ait hobilerine tatilde de vakit ayırıyor olmalarından kaynaklanıyor olabilir mi acaba?
Tatlıtuğ, son 1,5 yıldır fotoğraf çekmeye, ileride fotoğrafçı olmak isteyecek kadar çok merak sardığını anlatıyor. Yunan adalarında da yanından fotoğraf makinesini hiç ayırmamış zaten. "Benim fotoğraflarğmğ çekti durdu" diyor Azra muzipçe. E haksız da sayılmaz! Malzeme güzel, ne yapsın? Karşısında 2002 Miss World birincisi poz veriyor ne de olsa. Belli ki 2002 onların unutulmaz yılıydı.
"İkinci durak Santorini nasıldı" sorusuna, "Çok Santorini bir yerdi" diye esprili bir cevap veriyor Tatlıtuğ. "O ne demek" diye sorunca da "Şu demek: Günler ve geceler orada kesin hiç bitmez" diye cevap veriyor ve güneşi batırmaktan ve gökyüzüne yakın olmaktan o adada çok keyif aldığını söylüyor. Akın da adaya yaklaşırken tepede gözüken beyazlıkları önce kara benzettiğini itiraf ediyor. "O dağların üzerine sıralanmış evler sadece bana mı öyle gelmiştir dersiniz" diye de gülüyor bir yandan. Teleferik yerine yayan katır yolundan inecek olanlara da bir uyarıda bulunuyor Akın. "Yollar dar ve katırlar çok hızlı sürü halinde iniyorlar. Şansıma üzerine tırmandığım bir taş tabuldum. Yoksa halim haraptı" diyor.
Peki son durak Mikanos izlenimleri? "Bakın ikimizin en sevdiği ada oldu. Güneşi batırdık, flört ettik... Galiba bu adanın yüksek enerjisi bize de geçti" diyor Tatlıtuğ. Güneşin batışı her yerde güzeldir. Ama burada ikisine de daha bir özel göründüğü kesin.

Aklından ne geçiyor Azra

"Volkanik ada Santorini'ye vardığımızda teleferik sırasını görünce iskelede beklemeye karar vermiştik. Biraz sonra tepede karşılaşacağımız o muhteşem manzaranın o an için deniz seviyesinde tadını çıkarırken hayaller kurduk" diyor
Azra Akın, "Çocukken Kıvanç sessiz köşelere gittiğinde büyükler gelip 'Ne yapıyorsun burada' diye sorunca 'Hayatımı yaşıyorum' dediğini anlatmıştı. İşte Mikanos’ta bir an kalabalıktan koptu ve değirmenlere yöneldi. Herhalde 'Yine hayatını yaşıyor' anlarından birinde diye düşündüm içimden" diyor.

Hürriyet

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Kıvanc_Sevda

avatar

Mesaj Sayısı : 247
Kayıt tarihi : 06/08/08
Yaş : 24
Nerden : Kıvancın olduğu her yerden..=)

MesajKonu: Geri: Kivanc Tatlitug Röportaj...   Salı Ağus. 12, 2008 1:35 pm

röportajın resimleri...:





_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Kivancs_Baby

avatar

Mesaj Sayısı : 47
Kayıt tarihi : 09/08/08
Yaş : 26

MesajKonu: Geri: Kivanc Tatlitug Röportaj...   Paz Ağus. 17, 2008 4:07 pm

çook saol...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.sedefavci.net
Kıvanc_Sevda

avatar

Mesaj Sayısı : 247
Kayıt tarihi : 06/08/08
Yaş : 24
Nerden : Kıvancın olduğu her yerden..=)

MesajKonu: Geri: Kivanc Tatlitug Röportaj...   Ptsi Ağus. 18, 2008 10:54 am

Kivancs_Baby demiş ki:
çook saol...
bişey deil... Wink

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Kv@nç & I3u$ra )

avatar

Mesaj Sayısı : 18
Kayıt tarihi : 25/12/08
Yaş : 24
Nerden : alanya

MesajKonu: Geri: Kivanc Tatlitug Röportaj...   Perş. Ara. 25, 2008 7:44 pm

saol cnm Very Happy
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Handsome_kıwanc'M



Mesaj Sayısı : 5
Kayıt tarihi : 12/12/09
Yaş : 22
Nerden : Dnyadan

MesajKonu: Geri: Kivanc Tatlitug Röportaj...   C.tesi Ara. 12, 2009 11:11 pm

ßu kadar olur ya hiç kendini begenmis biri deil alcak gönüllü onada bu yakısır zatn Smile
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Kivanc Tatlitug Röportaj...   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Kivanc Tatlitug Röportaj...
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Kıvanç Tatlıtuğ Tercihleri
» Melike Güner Haberleri
» şükran pakkan ile röportaj
» Logan Lerman münih'te
» Clocks -- Coldplay Lyrics(İngiLizce-Türkçe)

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Kıvanç Tatlıtuğ Fan :: Kıvanç Tatlıtuğ :: Kıvanç Tatlıtuğ Haberler-
Buraya geçin: